Hakkımda
Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde başlayan sanat pratiği, disiplinlerarası bir görsel düşünme alanı içerisinde şekillenmiştir. Grafik tasarım eğitimi süreci, sanatçının yalnızca teknik bir üretim pratiği geliştirmesine değil; aynı zamanda biçim, renk, boşluk ve görsel denge üzerine düşünsel bir yaklaşım kurmasına olanak sağlamıştır. Tasarımın yapısal diliyle kurduğu ilişki; çizginin yönlendirici gücü, tipografinin karakter yaratıcı etkisi ve kompozisyonun estetik organizasyonu üzerinden gelişirken, sanatçının görsel algıya dair yaklaşımı da bu süreç içerisinde derinleşmiştir.
Türkiye’nin önde gelen grafik tasarımcılarından Serdar Benli ile yürüttüğü profesyonel çalışmalar, sanatçının tasarım pratiğini kurumsal kimlik ve görsel iletişim alanlarında güçlendirmiştir. Çeşitli markaların logotayp ve kurumsal kimlik süreçlerinde aktif olarak yer alması, görsel anlatının yalnızca estetik bir mesele değil; aynı zamanda stratejik, kültürel ve psikolojik bir yapı olduğuna dair farkındalığını artırmıştır. Bu deneyim, sanatçının üretimlerinde görülen güçlü görsel hafızanın ve katmanlı anlatı yapısının temel taşlarından biri hâline gelmiştir.
Bununla birlikte resim, sanatçının üretim pratiğinde her zaman daha içsel ve sezgisel bir alan olarak varlığını sürdürmüştür. Çocukluk yıllarından itibaren gelişen resim ilgisi, akademik süreç içerisinde daha bilinçli bir sanatsal dile dönüşmüştür. Özellikle Fevzi Karakoç’un renk kullanımındaki şiirsellik, Ayşegül İzer’in anlatısal inceliği, Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun metaforik çizgi dili, Marcus Graf’ın çağdaş sanata dair teorik yaklaşımı ve Kaya Özsezgin’in eleştirel perspektifi; sanatçının görsel düşünce biçimini besleyen önemli referans noktaları olmuştur.
Sanatçının pratiği, grafik tasarımın disiplinli yapısıyla resmin özgür ve sezgisel alanı arasında kurduğu geçirgen ilişkide şekillenir. Üretimlerinde zaman zaman tipografik duyarlılıkların, yüzey organizasyonlarının ve katmanlı kompozisyon anlayışının öne çıkması; tasarım kökenli bakışın resimsel dile dönüşümünü görünür kılar. Bu bağlamda eserler, yalnızca estetik bir görüntü üretmekten ziyade; görsel hafıza, kişisel deneyim, algı ve çağdaş yaşamın ritimleri üzerine düşünsel bir alan açmayı amaçlar.